24 Ekim 2011 Pazartesi


"Her zaman bir kitabın sonuna yaklaşır gibi yaşa..
Lunaparkta kaybolmuş gibi yaşa..
Oyuncak dükkanında kaybolmuş çocuğun iştahıyla yaşa.. Kaybolmuşluğu unut etrafına bak!
Yüzmek gibi yaşa boğulmak gibi değil..
Uçmak gibi yaşa düşmek gibi değil..
Kuş sesleriyle bir ağacın gölgesinde uzanır gibi yaşa..
Kaşık kaşık çikolata yiyip ellerini beyaz tişörtüne silen çocuk gibi yaşa..
Saatlere bakmadan yaşa..
Beklemeden yaşa..
Yorulmadan yaşa..
Bir tırtılın kelebek olma hayali vardır
Senin de bir hayalin olsun..
Öyle yaşa işte!
Boynu bükük soru işaretlerini boşver.. Dik ünlemlerin var.
Noktaları at çöpe kucak dolusu virgül getirdim sana..
Tanrı'nın sana uzattığı beyaz kağıdı geri çevirme...
Yani diyorum ki;
Yaşa da
Nasıl yaşarsan yaşa!"

-Mornie Menel-


21 Eylül 2011 Çarşamba

NaZLIKIZ´a yazilan siir...(I)


Gül destesi NaZLI KIZ
Sanma seni unuttugumu
Sen gönlümde acan ciceksin.
Gülen yüzün hic solmasin!

Rabbim seni gül eylesin,
Seven yare yar eylesin.
Bir tomurcuk güldün acar oldun,
Seven gönülleri costurdun.

Seni gören olur deli divane,
Gören asik olur sana!
Sen de seversin kendini,
Sev kendini, ol kendin ile bir dost...

Dostun dostuna nasihati
Unutma gönlünün Sultani´ni
Bunu yazan garib asik...


Esma Abla
(05.02.2011)

13 Mart 2011 Pazar

ÇiKoLaTa YeMeNiN 7 SeBeBi

Paris´te ablamlardayken misafir ağırladık. Misafirler gittikten sonra klasik misafirin getirdiği hediyeyi incelemek insana en çok mutluluk veren şeydir ya biz de hemen kutunun incelemesini yaparken gözüme kutunun kapağının altındaki yazı takıldı. Yazı Fransızca´ydı ama bazı cümlelerin şifresini çözmek o kadar da
zor değildi. Oradaki yazının konusu "ÇiKoLaTa YeMeNiN 7 SeBeBi" idi. Kutunun içindeki o güzelim çikolatalari yemeden çikolata yemenin bilincine varmak istedik ve cümleleri hep beraber Türkçe´ye çevirme kararını aldık. Sebepler şöyle sıralanmıştı:


7 Raison d´aimer le chlocolat
"ÇiKoLaTa YeMeNiN 7 SeBeBi"

1. Un retour en enfance
(çocukluğa geri dönüş)

2. Un anti "coup de blues"
(sanısam: depresyona karşı)

3. Une source d´énergie
(bir enerji kaynağı)

4. Un ami de la saté
(bir sağlık dostu)

5. Un symbole de volupté
(bir duygusallık sembolü)

6. Un plasir du goût
(bir lezzet zevki)

7. Un anti-stress
(bir anti-stres)


Bu sebeplerden dolayı çikolatalarımızı kokladıktan sonra büyük bir mutlulukla afiyetle yedik. :)
Yerken o gün alış-verişe gittiğimizde bu marka çikolataların mağazasının önünden geçtiğimizi hatılayarak "aaa bugün gördüğümüz ve hayran kaldığım çikolatacı değil mi bu?" diye bir soru sordum. Evet, o çikolatıcı zincirindendi. Birden ablamın aklına aslında gelen misafirlere epey önce ziyarete gittiklerinde de onlara bu çikolatıcı zincirinden çikolata aldıkları ve hatta iki ayrı kutu renkten turkuaz renkli kutuyu seçtikleri aklına geldi. Bu akşam gelen kutunun paketinin bağlanış şeklinde de bir anormallik vardı zaten. Hemen son kullanma tarihine baktık ve... kafamızda oluşan fikir şekillenmişti... Verilen hediye fark etmeden geri gelmişti yanlışlıkla... :))) Evde muziplik dolu kahkahalar yükseldi.

Edebiyatı güçlü canım ablamın aklına Ayfer Tunç adlı yazarın "Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek/ 70´li yıllarda Hayatımız" adlı kitabından bir bölüm geldi. O bölüm şöyleydi:

"Almanyalılar izne geldiklerinde, yakınlarına siparişlerin yanında, hediye de getirirlerdi. Bunlar çikolata, Alman şampuanları, Nivea kremler, Nescafe, jarse kumaşlar, tuhaf ve gereksiz düğmeleri olan pilili etekler, etrafı kırmızı püsküllü, büyük kırmızı çiçekleri olan eşarplar ve benzeri hediyelerdi. HB sigarası içiyorlar, yakınlarına da getiriyorlardı. Değer verdikleri erkeklere Johnnie Walker marka viski de getirirlerdi.
Hediye iyi kötü alınabiliyor, kimi zaman yaratıcı bir hediye üretmek mümkün oluyordu. Ama hediyeyi şık bir şekilde paketlemek neredeyse imkansızdı. Ambalaj sektörü yok denecek kadar zayıftı. Bu nedenle paket yapmaya uygun kağıtlar düzgünce katlanıp saklanır, gerektiğinde çıkartılıp kullanılırdı. Hediyeyi paketleyecek kağıdı evde saklamak önemliydi, çünkü gelen birçok hediye kullanılmadan başkasına verilirdi. Bir yere eli boş gitmemek isteyen anneler, hediye alacak vakitleri yoksa veya maddi durum biraz sıkışıksa evlerdeki sandıklarda dikilmeyi bekleyen kumaşları çıkarırlar, uygun gördükleri birini halının altında sakladıkları paket kağıdına sararak götürürlerdi. Kumaş kurtarıcı bir hediyeydi, işe yarardı. Özel bir hediyenin gerekli olmadığı her yere götürülebilirdi. Dünürler bayramlarda birbirlerine kumaş gönderirlerdi. Sünnete, doğuma, tebriğe, Allah kavuştursuna, gözü aydınına giderken kumaş götürmekte bir sakınca yoktu. Bazıları kumaş yerine havlu tercih ederler, birine götürmek icap eder diye düşünerek, düzineyle alıp sandığa attıkları havlulara bir "hususiyet" katmak için, boş zamanlarında etrafını oyalarlardı.
Hediye gelen kumaşlar çok ev gezerdi. Ayşe hanım Fatma hanıma götürür, Fatma hanım Melahaht hanıma, o da bir başkasına götürür, hatta bazen zincir tamamlanır ve götürdüğü kumaşı çok iyi hatırlayan Ayşe hanım, aynı kumaş kendisine gelince, bunun hangi yolu izlemiş olduğunu bulmaya çalışıdı. Darlık, kıtlık, tutumluluk çağıydı. Anneler birçok şeyi düşünmek zorundaydılar. Bazı evlerde hediyelerin bir kısmı sak açılmadan saklanırdı. Bu delirtici bir şeydi. Paket sallanır, ellenir, içinde ne olduğu tahmin edilmeye çalışılır, açmak için anneye yalvarılır, ama anne paketi bozulacak gerekçesiyle hediyeyi açtırmaz, olduğu gibi, üzerinde fiyonguyla dolaba kaldırıp saklar, kendisi bir yere hediye götürmek zorunda kaldığında, bu paketi alıp giderdi. Yokluktan doğan bu adet bazen çok gülünç, bir o kadar da dargınlık yaratan olaylara neden olurdu. Çünkü hiç açılmamış bir vazo paketinin kimden geldiğinin unutulup, aynı kişiye hediye olarak götürülmesi sık rastlanan olaylardandı..."

Bu kitap 70´lilerdeki yaşama şeklini anlatıyor ve biz artık 2011´de yaşıyoruz. Bu güzel çikolataların verilen yere geri dönmesi hakkında ancak şu iki yorum geliyor aklıma:

1. "Bir insan 7´sinde neyse 70´inde odur"
Milletçe eskiden nasılsak hala öyleyiz. Gelenek göreneklere çok bağlı...

ya da

2. Ablam hediye aldıkları çikolata paketini çok beğendiği için gözü kalmış olduğundan her nasıl olduysa paket bir şekilde son kullanım tarihi geçmiş olmasına rağmen geri geldi...


Artık yorumu sizlere kalmış.


Bu olay bende güzel ve bir o kadar da komik bir anı olarak kalacak! :))




















6 Şubat 2011 Pazar



Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Bugün Pazar
Daha uyanmadı komşular
Damların üzerinde kuşlar
Daha rahatlar
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Daha uyanmadı komşular
Bugün Pazar
Ve ben seni çok özledim
Dışarı çıkmak istiyor canım
Tek başına haytalık etmek
Islanmak Pazar sabahında yağmurda
Boş caddelerde dolaşmak
Vitrinlerine bakmak mağazaların
Sinemaların afişlerine
Sokakların isimlerine
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
Bir merhaba demek sessizce
Sahilde martılara simit atmak
Otobüslerin ilk seferlerine binmek
Gitmek istiyor canım
Hayatın gittiği yere
Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
Fırından taze ekmek alıp
Buğusunu çekmek içine
Ve ben seni çok özledim
Tam böyle bir şey
Çiçeğe su yürümesi
Bebeğin ağlaması
Toprağın uyanması
Yağmurun yağması
Ateşin sıcağı
Bu Pazar sabahı
Tam böyle bir şey
Bir sabahçı kahvesine uğramak
Bir bardak çay
Taze dem kokusu
Hayatın atardamarlarında dolaşmak
Bölmeden şehrin uykusunu
Bir siir yazmak
Pazar bulmacasının boş karelerine
Şiirde tam da bunu anlatmak delice
Tam böyle bir şey
Hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz
Bir şiir yazmak
Bir bardak çay içmek
Sokaklarda gezmek
Yağmurda ıslanmak
Ve ben seni çok özledim

IBRAHIM SADRI

10 Haziran 2009 Çarşamba

GöZLeRiM DaLaR GiDeR uZaKLaRa...



Gözlerim dalar gider uzaklara
Uzaklar cok yakindir artik bana
Yakinlari ne yapsin gözlerim
Uzaklarin gizemi varken yakinda...

Gözlerim uzaklari özler
Uzaklarin haberi yokken bundan
Uzaklari özleyen bu gözler
Bakarlar ama göremezler
Yorulurlar umutla bakmaktan,
Yalnizliktan,
Uzaklari aramaktan.

Gözlerim dalar gider uzaklara
Ümitle umuda dalistir bu
Sessiz ve sakince
Hüzünle dolu kalabalikta.
Sessizlikse firtina öncesi
bir cigliktir özlemden gelen.
Varsin sessiz olsun,
varsin yalnizlik dolsun,
varsin yorsun beklemekten...
Ümit varsa sonrasinda
beklemekte güzeldir!
Bekliyor gözlerim ümitle uzaklari....


N.HaŞaL

09.06.2009 saat: 23.00

5 Mayıs 2009 Salı

Herşey Sende Gizli - Can Yücel

Herşey Sende Gizli - Can Yücel

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer

Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

3 Mayıs 2009 Pazar

N@ZLIKIZ TaTLISI




Bugün sizlerle en cok yaptigim ve arkadaslarim arasinda en cok sevilen hem cok kolay ve hem de o kadar pratik N@ZLIKIZ TaTLI´mi tanitmak istiyorum... Umarim begenirsiniz...



N@ZLIKIZ TaTLISI



Malzemeler:

- 1 paket Waffel
- 1 litre süt
- istege göre meyve kompostosu(genelde visne)
- 1 paket Dr. Oetker´den cilekli jel


- Muhallebisi:
+ 7 yemek kasigi seker
+ 2 yemek kasigi pirinc unu
+ 2 yemek kasigi nisasta
+ 1/2-1 yemek kasigi un
+ 1 paket vanilya
+ 1/2 yemek kasigi tere yagi veya margarin

Yapilisi:

- Waffeller borcamin tabanina dizilir ve üzerleri süt ile islatilir.

- Muhallebi malzemeleri karistirilir ve ocak üzerinde pisirilir. sicak sicak waffellerin üzerine dökülür ve sogumaya birakilir.

- Jelini paketindeki tarife göre hazirlanir ve icerisine su yerine üstüne konacak meyveye göre kompostonun suyu eklenir.

- üzeri meyveyle süslenir.


AFiYeT OLSuN!!!