24 Mart 2008 Pazartesi

...S´oNSuZ aSK...

Günlerden bir gün,
evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini
hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.
Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,
kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.
Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,
rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.
minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya
başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış.
Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.

Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya
görmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını
bilememiş. içinden “Ne muhteşem bir çiçek” diye geçirmiş.
Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin
üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.
“Merhaba” demiş papatyaya, “sizi uzaktan gördüm ve yanınıza
gelmek istedim.”. Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve
“Merhaba” demiş, “ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten.”
Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini,
nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.
Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten
hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş.
Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını
seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı
güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok
sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.
Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret
edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan,
incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya da
kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini.
Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği
kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana
ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.
Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek
artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya
dönmüş ve; “Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek” demiş.
Papatya buna bir anlam verememiş. “Neden” demiş. “Yoksa
benim yanımda mutsuz musun?”. “Hayır” demiş kelebek. “Bilakis,
sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü
sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık
kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim.”
Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten.
Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını
fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya “Sevi seviyorum”
diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece “Bende…”
diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş.
İçinden “Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim.
Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim.” diye geçirmiş.
Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin
acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş,
sonra da dökülmeye başlamış.
Her düşen yaprakta papatya, “seviyormuş” diye geçirmiş içinden.

23 Şubat 2008 Cumartesi

Emre Aydin


22. 02. 2008 tarihindeki Köln/Almanya konserindeki o muhtesem sahnesinden sonra zaten müzigini cok begenerek dinledigim Emre Aydin´in gercekten de Türk Rock Müzigine katkilarinin güzel oldugunu düsünüyor ve bundan dolayi kendisini dolayi tebrik etmek istiyorum. Gercek sanatcilar arasinda gördügüm Emre Aydin´in gelecekte de ayni sekilde dinleyicilerine hitap etmesi dileklerimle...

Biyografisi:
02.02.1981 Isparta/Türkiye dogumlu olan Emre Aydin gencligini Isparta´da gecirir. Antalya Anadolu Lisesi´ni bitirdikten sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Iktisadi Idari Bilimler Fakültesi Iktisat bölümünde ögrenim görür.
2002 yilinda SingYourSong beste yarismasina grubu 6. Cadde`yle katilir ve Türkiye birincisi olur.
2003 yilinda grubu 6. Cadde`nin ilk resmi albümü yayinlanir. Ayni yil gruptan ayrilir.
Ilk albümü "Afili Yalnizlik" ile solo kariyerinin ilk basamaklarini Sony BMG Türkiye GRGDN isbirligiyle Ekim 2006`da dinleyenlerinin büyük ilgisini uyandirarak atar.
2006´dan itibaren bir cok konserde degisik sehir ve ülkelerde sevdikleriyle bulusur.

...Yolu acik olsun...
Albümleri:
2003 6.Cadde (grup albümü)
2006 Afili Yalnizlik (solo albümü)

7 Şubat 2008 Perşembe

SoBeLeNiNCe...


Allah Allah, sobelenmisim de haberim olmamis. Nasil oldu da bilemedim, hemde taaa Almanya´nin Münster sehrine kilometrelerce uzaklikta olan Türkiye´nin Bursa kentinden Çilekli Tasarım`in o tatli yazari Zeynepcigim tarafindan :)) Hay Allah´im, durmadan eskileri yani cocukluk günlerimizi hatirlatip o günlere duydugumuz özlemi bilincalti düsüncelerimizi defalarca bilincimize getirmekte üstüne yoktur Zeynep´in :)) Ilk önce cocuklugunu yasayamamis arkadaslarimizin da bilgilenmesi amacli sobelenmek terimini aciklamak istiyorum: yakalanmak, fark edilmek :)) Insan sobelendigine sevinir mi? Ben seviniyorum. Niye mi? Sobelenmek fark edilmekse, benim sayfam da yavas yavas fark edilenler arasinda yerini aliyor galiba :)) Neyse konumuza dönüyorum. Sobelenince önce söyle bir film seridi gibi cocuklugum gecti gözlerimin önünden. Öncelikle evimizin arka bahcesindeki oyun parki, o oyun parkinda oynanan binbir türlü oyunlarin icinde sobe oyunu da vardi. Sonra ilkokula basladigim yil ve ardindan gelen dört sene daha, az mi sobeleyip sobelenmedik o kücük ama bizim büyük dünyamiz olan okul bahcesinde tenefüslerde. Zil calinca az üzülmezdik ve simdi ise o günleri tebessümle aniyor, fakat zil calinca üzülürmüs gibi üzülüp özlüyoruz. Bu devre icerisinde yaptigimiz aktiviteler belirdi birden: ders, ödev, sinavlar, folklör, flüt, resim, yarismalar... en önemlisi de okuldan geldikten sonra, dersler bitince aksama dogru yayinlanan cizgi filmler. Bu cizgi filmlerden biriside "Tas Devri" idi...
Artik biz de "Tas Devri"´nden kalanlar ve cocukluklarini özleyenler olarak yeni sanal sobe oyununu cikardik, hayirli ugurlu olsun devlete
millete :)) Söyle bir 20 sene sonra da artik "ah ne günlerdi ah, sanal sanal sobeliyor sobeleniyorduk bunun yaninda da güzelce bir düsünüyorduk. ne güzel günlerdi onlar" deriz. :)) Güzelliklerle anilarda yer almasi ümitlerimle... Cevaplarim...


** Bakalım kaç tanesi gerçek olacak?
  • Saglikli, hayirli ve güzelliklerle dolu bir hayat
  • Dis Hekimligini bitirererk "Dr.Nazli Hasal" ünvanima ulasip insanlara Dis Doktoruna gitmenin aslinda korku filmlerine benzetilecek birsey olmadigini ögretmek
  • Hayirli benim onu sevdigim onun beni sevdigi bir kismet ile cekirdek ailemizi kurmak
  • Ögrenmis oldugum bilgiler ile insanlara maddi ve manevi yardimci olmak.
  • En önemlisi insanlarla daima bir diyolog icinde olup, yardimlasmanin unutuldugu bir dünyada yardimlasmayi yaymak...

...bitmez...

**Hemen yapabileceğim halde yapmayı neden beklediğimi bilmediğim şeyler;

  • Kac gündür silip süpüremedigim odami düzenlemek
  • Cekmecemde dagilmis olan tokalarimi toplayip cekmecenin kapagini zamklamak
  • Sac uclarimi kestirmek.
  • Tezhib ile ugrasip, gitar calismak...

... bu hic bitmez ...


**Bir daha dünyaya gelmiş olsam seçme şansım olsa;

Yine ben olarak gelmek isterdim, secmis olabilsem biraz daha hafif nazlilik olabilirdi ya da aileme karsi cok daha hafif nazlilik :) .Allah beni böyle yaratmis, mutlaka bunda bir bildigi vardir!

Mademki sobeleyebiliyoruz ben de saygideger


ve

Aynur'dan Tarifler

sitelerinin sahibelerini sobeliyorum...

Saglicakla kalin...

2 Şubat 2008 Cumartesi

PaRiS´iM

Parlaktir sokaklari noel aksamlarinda
Alir götürür insani cok uzak derinliklere

Rengarenk güzel düslere

inci tanesi gibi degerli ve tek

Sevgililer sehri Paris´te

N.Hasal


Her firsatta ne kadarda canim ablamin yanina Paris´e gitsemde bu sefer Paris´i farkli gördüm veya görmek istedim ve bu fikirle gezdim rehberim Ali abim ile birlikte... :))

Önceleri cok büyük, cok kalabalik, cok internasyonel, cok karmakarisik ve cok sIkIcI gelen bizim Paris´in dar sokaklarini gördükce, güzelliklerini kesfettikce, hele bu noeldeki Champ-Élysées´in isil isil halini görünce bu asiklar sehrine asik oldum...

ve...

simdi sizlere objektiflere takilan bir kac fotograf esliginde Paris´i gezdirmek istiyorum....






















Cathédrale NOTRE DAME DE PARIS (meydani ve asagida kilise önünde)

Paris Belediyesi
Concorde

30 Ocak 2008 Çarşamba

Sayfa Yapim Asamasinda Olursa.. :))

Sinavlardan dolayi sayfadaki konulara bir süre ara verilmistir.

En yeni ve en renkli konular yapim asamasinda bulunmaktadir.

Lütfen bekleyiniz!

:))

30 Aralık 2007 Pazar

28 Aralık 2007 Cuma

Yasamin Renkleri




Kelebeklere olan zafimi biliyor muydunuz? Bunu seziyorlar mi ne? Nedense hep odama guzel renklerde cok sevimli kelebekler giriyor. :)))


oncelikle sizlerle kelebekler hakkinda bulmus oldugum kelebekleri tanitan bir yaziyi paylasacagim ve sayfanin asagisinda da bu guzelliklerin bazilarini izleyebilirsiniz...

kelebeklerle birlikte iyi keyifler...




K E L E B E K

Sen bosver onlari uç gönlünce
Onlarin hiç kanatlari olmadi ki...
Kelebek...Ooo...Kelebek...Ooo...

Açar mi kanatlarin bir gün yine?
Kelebek kaç gün var geriye?
Kisacik ömür yeter mi onca hayale?
Gücenme dünya hali böyle..

Sen bosver onlari uç gönlünce
Onlarin hiç kanatlari olmadi ki...
Sen bosver onlari uç kendin gibi kelebek gibi...
Onlarin ruhu böyle rengarenk degil saf ve tertemiz

Kelebek..kelebekk..sen uç hep gönlünce...
Kelebek kelebekk..sen uç hep gönlünce...

Sen bosver onlari uç gönlünce
Onlarin hiç kanatlari olmadi ki...
Sen bosver onlari uç kendin gibi kelebek gibi..
Onlarin ruhu böyle rengarenk degil saf ve tertemiz...

Kelebek..kelebekk...sen uç hep gönlünce...
Kelebek kelebekk..sen uç hep dokunmasinlar kanatlarina dökülür ya pullarin
Unutma sen kelebeksin,ben seni öyle sevdim.
Bir asi rüzgardin da kiyamadim dokunmaya
Sen demistin ya giderken
Ah kelebek seni hep sevecegim...
NEV
(Isigim ve Gölgem)


Kelebek, böceklerin, pulkanatlılar veya kelebekler (Lepidoptera) takımının kanatlı fertlerine verilen genel ad. 150.000 kadar türü bilinmektedir.
Vücutları kiremit dizilişi şeklinde renkli pullarla örtülüdür. Pullar, uçları yassılaşarak genişlemiş kıllardır. Ufak sarsıntılarda koparlar. İki çift olan kanatlarının büyüklüğü türlere göre değişir. Pek az türde ve bazı türlerin dişilerinde kanat bulunmaz. Emici tipteki ağız parçaları hortum şeklindedir. Kullanılmadığı zamanlar bu hortum başın alt tarafında helezon biçiminde kıvrılır. Balözü emerler. Çiçeklerin balözünün tadını ayaklarıyla alırlar. Tat alma cisimcikleri ayaklarına yerleşmiştir. Ayaklarıyla çiçeğin suyunu kontrol ederler. Beğendikleri takdirde kıvrılı duran hortumlarını uzatarak emerler.
Ağız organları, yalnız çiçek tozu (polen) ile geçinen "Micropterygidae" kelebek familyasında çiğneyicidir. Tüylü başlarında büyükçe iki petek göz ve çoğunda iki nokta (osel) göz bulunur.
Kelebekler faaliyet durumlarına göre gece ve gündüz kelebekleri olarak iki gruba ayrılırlar. Gece kelebekleri kalın ve ağır vücutlarıyla alaca karanlıkta veya gece uçarlar. İnce kıl gibi olan antenlerinin ucu sivridir. Bazı türlerde antenlerde birer dizi tüy bulunduğundan tarak görünümündedirler. Genellikle renkleri mattır. Hızlı uçucudurlar.
Gündüz kelebekleri gece istirahat edip, gündüz uçarlar. İnce ve hafif vücutludurlar. Anten uçları topuzludur. Kanatları gâyet güzel renk ve desenlerle süslüdür. Uçuşları yavaştır. Bir yere konduklarında kanatlarını yukarıya dik tutarlar. Gece kelebekleri ise dinlenme hâlinde kanatlarını çatı gibi gövdelerinin üzerine kapatırlar veya tamâmen açık bırakırlar. Bu kâideler bütün kelebekler için geçerli değildir. Meselâ; Skiperler pervâne olmadığı halde antenleri incedir. Vücutları kalın ve renkleri mattır. Gündüz uçarlar. Çoğunlukla pervanelerle karıştırılırlar.
Gece kelebeklerinin işitme ve koku alma duyuları da çok hassastır. Bazı türlerin erkekleri, 5 km uzaktaki dişinin kokusunu alabilirler. Gündüz kelebeklerinin duyargaları (anten) çıplak olduğundan bu hassaslıktan mahrumdurlar.
Kelebeklerde çoğalma yumurta ile olur. Kelebek yumurtaları yarım küre, küre, silindir ve iğ şeklindedir. Dişileri yumurtalarını tek tek veya gruplar halinde ağaç kabukları veya yapraklar üzerine yapıştırarak bırakırlar. Bazıları da üst üste yapıştırarak kuleler meydana getirir. Bazıları yumurtaların üzerini vücutlarından kopardıkları kıllarla bir kürk gibi kapatırlar. Kışı geçirmek zorunda kalan yumurtalar “Korion” denen sert bir kabukla örtülüdür. Yumurtadan çıkan larvalara “tırtıl” adı verilir. Kışı genellikle tamamen gelişmiş olarak yumurta kabuğu içinde geçirir. İlkbaharda her yer yeşermeye başlayınca kabuğunu yırtarak besin aramaya çıkar. Dişi kelebekler yumurtlarken özellikle tırtılların beslendiği bitki türlerinin üzerine veya yakınına yumurtalarını bırakırlar.
Tırtıllarda üç çift göz ve 2-5 çift karın bacağı bulunur. Ağız parçaları ısırıcı çiğneyicidir. Alt dudağa dökülen ipek salgı bezleri vardır. Oburca beslenen tırtıllar, 4-5 defa deri değiştirirler. Normal iriliğe ulaşınca ipek salgısı ile kendilerine koza örerler.
Koza içinde erginin şekillendiği pupa durumuna geçer. Bir müddet sonra pupa kabuğunu yırtar ve kozadan genç ergin yeni kelebek ortaya çıkar. Fakat hemen uçamaz. Kanatlarındaki damarların kanla dolması ve kuruyarak güçlenmesi için birkaç saat beklemesi gerekir. Bazı erginlerin ömrü 24 saat, bir kısmının 1-2 aydır. Hayatları birkaç mevsim sürenler kış uykusuna yatar veya daha sıcak bölgelere göç ederler. Bunlar yüzlerce kilometrelik yolu uçabilecek güçtedir. İngiltere’de yaygın bir tür, havalar soğumaya başlayınca Kuzey Afrika’ya göç eder. Kuşların aksine kelebeklerin göçü tek yönlüdür. Amerika’da yaşayan bir çeşidin dışında hiçbiri geri dönmez.
Bazı kelebekler zehirlidir. Bunlar çok yavaş uçar ve göz kamaştırıcı parlak renklere sahiptir. Bu renkler düşmalarına karşı bir ikaz işaretidir. Böcekçil hayvanlar bunları yemekten çekinirler. Bazı kelebekler de, sahte kafa işaretleri, kanatlarındaki göz işaretleriyle ve antene benzeyen kuyruk uzantılarıyla düşmanlarını şaşırtarak kendilerini korurlar. Bu işaretlere aldanan avcı hayvanlar, kelebeğin öldürücü olmayan kısmına saldırır. Yırtık kanatlı bir kelebek hayatını sürdürebilir. Birçokları da kondukları yerlerde tamamen kamufle olabilirler. Kuru yaprak görünümündeki bazı kelebekleri kondukları yerden ayırdedebilmek çok zordur.






*Yazi icin "http://kelebek.be/kelebek/index.php?option=com_content&task=view&id=68&Itemid=9" internet sitesine cok tesekkurlerimi sunuyorum